Fehmi Bey kırk yıl ölçü ve ayar müfettişliği yaptı; sonra sokak tezgâhlarının notunu tuttu. Şimdi tat alamıyor. Defterinin ilk altı sayfası burada. Bazı soruların cevabı sayfalarda; asıl soru değil.
Bu defter oyunun içinde geçmez, oyunun dünyasında geçer: tezgâhlar, çırak–kalfa–usta ve Haliç'in altı ilçesi aynıdır.

Çırak
Tezgâhta öğrenen.
Kalfa
İşi bilen, ustalığa yürüyen.
Usta
Tezgâhın sahibi ve hocası.
1/6
Salı, Fatih
Simit seksen gram, tam. Tadı yine kâğıt; hastalık tadı götürdü, teraziyi bana bıraktı. Fırıncının kefesinin altında bez bir kese buldum: içinde kırmızı toz, bir de not. 1/6; 6'nın kuyruğu kıvrık yazılmış. Fırıncı "görmedim" dedi. Kırk yıl müfettişlik yaptım: yalan söyleyen kefeye bakar. O bakmadı.
2/6
Perşembe, Eyüpsultan
Yanımda Güllü var; çırak, on altı yaşında. Terazimi "müzelik" buldu, tatma işini aldı. Bana "kaş çatman yeter" dedi. Çattım. Tatlıcı ikinci keseyi uzatırken "sizden önce bir hanım uğradı" dedi. 2/6. Karım Hatice hep derdi: beş tat herkesindir, altıncısını tezgâh bilir.
3/6
Cuma, Zeytinburnu
Pazar sırasında bir kadın hep bir adım öndeydi; kendine ayırdığı müşteriyi kimse alamadı. Güllü fısıldadı: "Kalfa Seher." Seher keseyi kendi eliyle uzattı. 3/6. "Usta Ferhat'ın sözü. Tezgâh tezgâh, sırayla." Ferhat adını yirmi yıldır duymamıştım. Güllü bana baktı. Ben terazimi sıktım.
4/6
Pazartesi, Beyoğlu
Kuyrukta yedi kişi vardı. Güllü her birinin sabrını içinden sayıyor, dudakları kıpırdıyor: "Üçte gider, üçte gider." Kimse gitmedi. "İyi tezgâh böyledir amca." Dördüncü kese, 4/6, bir çorba kaşığının içindeydi. Güldüm. Kırk yıldır ilk; deftere yazdım.
5/6
Çarşamba, Beşiktaş
Beş keseyi masaya dizip tarttım: beşi de beş gram, hiç şaşmadan. Bu Ferhat'ın ölçüsü. Hatice'nin ağabeyi. Düğünümüzden sonra Ferhat'la küstük; sebebi bir tarifti. Sonuncusu Kâğıthane'de, festivalde diyorlar. Güllü vapur saatlerini çoktan sormuş.
6/6
Cumartesi, Kâğıthane
Son tezgâh festivalin en ucunda. Lambası yanıyor, başında kimse yok. Kefede sıcak bir tabak, yanında altıncı kese: boş. Altına katlı bir kâğıt sıkıştırılmış; 6'nın kuyruğu kıvrık. Hatice'nin 6'sı. Hatice öleli dört yıl oldu. Tabağın karşısına oturdum. Tat yok. Koku var: kırmızı toz, sıcak ekmek. Kâğıdı açmadım.